Text Widget

Hello there, this is a custom widget area, you can add anything here or in mollis est fringilla non. Vestibulum et felis lacus. Curabitur sed.

Our Pages

Blog Categories

Seyahat       Şehirler

İlk dünya güzelimiz dünyadan göç etti!

Dünya güzeli unvanını kazandıktan sonra Atatürk’ün Ece soyadını verdiği Keriman Halis ile Womenist okuyucuları için çok hoş bir sohbet gerçekleştirmiştik... Bu, aynı zamanda Türkiye’nin ilk ‘Dünya Güzeli’nin verdiği son röportajlardan biri...

31 Temmuz 1932 tarihinde Belçika’da yapılan, 28 ülkenin güzelinin katıldığı Dünya Güzellik yarışmasında birinci seçilen Keriman Halis ECE o tescilli güzelliği ile herkesi çok etkilemiş bir kadın… O zamanlar yeni kurulan Cumhuriyet tarihi içinde bu oldukça önemli bir olaydı. 1913 yılında İstanbul’da doğan Keriman Halis ile ‘Dünya Güzeli’ seçildiğinde hissettiklerinden moda ve güzellik kavramlarına ve meşhur ‘bayrak olayını’ konuşmuştuk. Womenist.net’e verdiği röportaj, onun son röportajlarından biri aynı zamanda...

None Yarışma sonrası Türkiye’ye dönüşünüzde nasıl karşılandınız? Atatürk’le karşılaştığınızda Paşa size nasıl davrandı, neler söyledi anlatır mısınız?
Ülkeme döndüğümde çok büyük bir ilgiyle karşılandım. Bu coşkuyu tam olarak anlatabilmek için 78 yıl öncesine, o zaman ki 17 milyon nüfusu olan Türkiye’ye dönmek gerek. Her şeyden önce Dünya’ya kendisini kabul ettirmiş, olağanüstü bir liderin önderliğinde yürüyen insanların yaşadığı, tarihte ilk kez emperyalizme meydan okumuş ve yeni bir devlet kurmuş, yapılmakta olan devrimlerle coşkulu bir halkın arasına dönmek, sevinçli bir sonucu paylaşmak, çok büyük mutlu bir his getiriyor. Atatürk’ün beni çağırması, ömrüm boyunca o anın tacı  olarak taşıdığım ECE soyadını vermesi, ömrümün en değerli armağanı oldu.

Atatürk’ün arkadaşı Tahsin Uzer, babamın da arkadaşıydı. Atatürk’ün isteğiyle onların evlerinde tertiplenen bir toplantıya beni de davet ettiler. Atatürk’ün yanına çağırdılar. Atatürk, “Sana Keriman Ece dedim memnun oldun mu?” diye sordu. “Paşam, bana dünyayı verdiniz, teşekkür ederim” dedim. “Mutlu ol evladım” dedi ve alnımdan öptü… Atatürk anlatamayacağım kadar etkili, çok büyük bir varlıktı. Böyle bir varlığın bu olay nedeniyle  mutlu olması benim için çok büyük bir gurur kaynağı oldu.

None Dünya Güzeli seçildiğinizde bir bayrak olayı yaşanmış bunu anlatır mısınız?
Müsabakadan sonra babamla otelimize dönmüştük. Az sonra aşağıdan, otelin önünden gelen güçlü bir alkış sesi duyduk. “Çık alkışa cevap ver” dediler. “Çıkmam” dedim. Çünkü bayrağım yoktu… Benim ısrarlı davranışım ve otel önündeki alkışların sürmesi karşısında, bayrağımızın renginde kocaman atlas bir kumaş getirildi. Babamla beraber, beyaz çarşafları keserek çarçabuk ay- yıldız yaptık. Ve balkona öylece kucağımda taşıdığım Atlastan yapılmış bayrağımızla çıktım. Bayrağı bıraktım, balkondan dalgalanmaya başladı… İnsanlar coşkuyla alkışlıyorlardı…

İçeri girdiğimde babam bir koltuğa, ben öteki koltuğa adeta yığılmıştık. Hıçkıra hıçkıra ağlıyorduk! Bizim kuşağımız bayrağı uğruna can verdi… Bugünün gençlerinin de aynı duyguları paylaştığını gördüğüm zaman çok mutlu oluyorum. Duymayanlara da duyanların duyurması lazım.

Günümüzde güzellik kavramını, modayı nasıl algılıyorsunuz? Şimdi küçük torunlarınızdan biri güzellik yarışmasına katılmak isterse ne yaparsınız?
Moda çok geniş  bir kavram. Sadece giyimse, insan yakışanı giymelidir. Sorunuz Güzel Sanatları da içine alıyorsa, onlarla da varlığını biçimlendirmelidir… Sadece torunlarıma değil, güzellik yarışmasına katılmak isteyen bütün gençlere, Atamızın şu demecini tekrarlamak isterim:

None “Türk ırkının necip güzelliğinin daima mahfuz (saklı) olduğunu gösteren dünya hakemlerinin bu Türk çocuğu üzerindeki hükümlerinden memnunuz. Fakat Keriman ECE, hepimizin işittiği gibi söylemiştir ki;

O, bütün Türk kızlarının en güzeli olduğu iddiasında değildir. Bu güzel kızımız, ırkının kendi mevcudiyetinde tabii olarak tecelli ettirdiği güzelliğini dünyaya, dünya hakemlerinin tasdikiyle tanıttırmış olmakla elbette kendini memnun ve bahtiyar addetmekte haklıdır”

“Müftehir olduğumuz (övündüğümüz) tabii güzelliğinizi fenni tarzda muhafaza etmesini biliniz ve bu yolda uyanık bir tekamülün (gelişmenin) mütemadi (sürekli) tahakkukunu ihmal etmeyiniz. Bununla beraber, asıl uğraşmaya mecbur olduğunuz şey, analarınızın ve atalarınızın oldukları gibi yüksek kültürde, yüksek fazilette birinciliği tutmaktır”

None Tüm bunları yaşarken keşke dediğiniz, içinizde kalan bir şey oldu mu?
Zaman zaman “keşke Atatürk başımızda olsaydı” diyorum. Bunun dışında hiçbir şeye özlem duymuyorum. Hayatımın hiçbir evresinden pişmanlık duymadım. Çünkü çocuklarım, torunlarım, torunlarımın çocukları ve onların bana verdikleri mutlulukla çok güzel bir hayat yaşıyorum.

Sizce güzel doğulur mu, güzel olunur mu? Gençlere nasihatiniz nedir?
Her ikisi de! İnsanın doğumuyla getirdiği pek çok yeteneği, melekesi olabilir. Ama bütün bu hasletleri bilgiyle beslemek gerek. Gençlere, çok bilgi edinmelerini tavsiye edebilirim. Erdemli olmanın yolu bilgiden geçer. “Olduğu gibi görünsünler… Göründükleri gibi de olsunlar”. Çok soylu bir ulusun çocukları olarak doğduklarını unutmasınlar. Tarihlerini ne kadar iyi idrak ederlerse, bugün nerede olduklarını daha etraflıca görürler. Noksanlarını tamamlar ve geleceğe sağlam adımlarla yürürler.

Tuana Zeynep Bilgin