Text Widget

Hello there, this is a custom widget area, you can add anything here or in mollis est fringilla non. Vestibulum et felis lacus. Curabitur sed.

Our Pages

Blog Categories

Fon yöneticiliğinden ayakkabı yapımına; Meher Kakalia’nın ayakkabı dünyası...

Son yıllarda kariyer değişiklikleriyle ilgili pek çok şey duyduk. Kariyerlerini değiştirip ‘catering’ (yemek) işiyle uğraşan, ikinci el dükkan sahibi olan veya pasta süsleyiciliğine soyunan bir sürü bankacı arkadaşım var. Meher Kakalia kariyerini değiştirmeye karar verdiğinde kadınların dünyasında en önemli yere sahip malzemeyi seçti: ayakkabıları.

None Pakistan’da doğdu, İngiltere’ye taşındı, şimdi ise Rusya’da yaşıyor. Meher Kakalia’nın İngiltere Brixton’da bir stüdyo dairesi var. İki çocuğu ve eşiyle birlikte en son Rusya’ya, planlarını büyütmek amacıyla gitti. Tüm ayakkabıları ve botları el yapımı dikişlerden oluşuyor ve hepsi doğayla dost.
Womenist, Kakalia’yla ayakkabıları üzerine konuşma ayrıcalığı yakaladı.

Meher Kakalia kimdir? Bize biraz eğitiminiz ve hayatınız hakkında bir şeyler anlatabilir misiniz?
Karachi’de doğdum ve 90’larda Londra’ya taşındım. İlk günlerim yoksulluğun acı yüzüne inat binbir renkle dopdolu, kaotik, yoğun ve alabildiğine kumlu, nemli bir şehirde geçti. Bu, koleksiyonlarımı farkıma varmamda şekil verici bir güç oldu. Sanatla az buçuk ilgilensem de, sanat okuluna gitmek gibi bir niyetim olmadı ve finans okudum.  MSC’yle mezun olduğum London School of Economics’te burs kazanmıştım. Şehirde birkaç yıl fon yöneticisi olarak çalıştım, ta ki ayakkabı tasarlayana kadar... Neden mi ayakkabılar? Londra’da Central St. Martins’te sanat ve sim işçiliği üzerine birkaç ders almıştım. Bundan etkilendiğim için bugün bu yoldayım. Kendini ifade etmek adına el  tasarımı işinin yaşattığı deneyimi sevdim. Eğer Karachi’de ya da İtalya’da ürün seçip tasarlamıyorsam, bugün eşim ve iki çocuğumla birlikte Londra ve Moskova arası mekik dokuyorum.

None Kreasyonlarınız batı ile doğunun bir karışımı mı? Bu işe nasıl başladınız? Ülkelerinden başka bir ülkeye sizin için çalışmak üzere taşınan çalışanlarınızı nasıl ikna ettiniz?
Bazı stiller var ki  onlar tam olarak Doğu ve Batı sentezi. Mesela Bee, geleneksel bir Hint terliği. Ama bir Mary Jane ön bantıyla tamamiyle Avrupalı bir tarza dönüştü. Tasarlarken Avrupa’ya ayakkabı yapan farklı kültürlerden motifleri ve fikirleri ödünç alıyorum. Japonya’da ve Singapur’da mağazalarımız var. Ancak marketin büyük bölümü hala Avrupalı.

Her zaman şu Hint işi geleneksel terliklerden giymişimdir evde. Bu yüzden olsa gerek, ev ayakkabıları yapmayı düşündüm ilk başta, ki hala seyahat terlikleri yapıyoruz. Bu ayakkabıları yapanların çalıştığı  kasabalara, köylere gittim ve oralardan malzemeler edindim. Ama biliyordum ki oradaki işçiler gibi çalışmamızın imkanı yoktu. Paul Smith, Nichole Farhi ve Neisha Crosland’de gördüğüm gibi benim de çok çabuk organize olup bu düzensiz yapıyı işe yarar hale getirmem gerekiyordu. İşe üç ustayla başladım ve onları Karachi’deki eski depoya yerleştirdim. Üretim böyle başladı ve merkezimiz Londra'ydı. İş ve yaratıcılık, ailelerden geliyordu. Yani tüm aileler, bizim için çalışıyordu. Bir usta kardeşini çağırıyordu, bir başkası da diğerini... Kendimi en iyi zanaatkar ve teknisyenlerle çalıştığım için oldukça şanslı hissediyorum açıkçası.

Tasarım yaparken size ilham veren nedir? Düğünler ve özel günler için ayakkabı siparişleri alıyor musunuz?
Seyahat etmek, bu ilhamın belki de en büyük kaynağı. Gezerken bir sürü fotoğraf çekiyorum ve tüm bunlar tasarımlarımı çizerken çok iyi birer arşiv oluyor benim için. Henüz düğün ayakkabısı ya da sipariş üzerine tasarım hazırlamadık. Kimileri, ayakkabıları düğün için de giyiyor- en çok da Queen Bees ve bu sezon hem kadın hem erkek için yaptığımız fildişiyle sarıp sarmaladığımız  ‘Brogues’ ler.

None Bütün ayakkabılarınız el işinden hazırlanıyor, elden dikme. Bir çifti hazırlama aşaması ne kadar sürüyor?
Bazı ayakkabılar, tam anlamıyla elden dikme, evet. Bu pek görülmedik bir form, ayakkabıları yaparken uhu kullanılmıyor. Bu yapım hafif ve yaz için ideal. Botlar ve diğer ayakkabılar için daha klasik formlar uyguluyoruz. Bir çift yaklaşık olarak 2-3 saatte dikiliyor.

Kullandığınız malzemeler de bir hayli farklı. Yumuşak Napa’dan, örneğin somon gibi balık derisinden ve geri dönüşüm kumaşlardan yararlanıyorsunuz. Bu malzemeleri nasıl seçiyorsunuz? Nakışlarla da özel bir çizginiz var. Hepsi el yapımı mı?
Tüm ayakkabılar el yapımı ve el nakışlı. Nakış, üretimimizin en yoğun parçası. Deri üzerine nakış, ayakkabının güçlü olmasını sağlıyor, yağmurdan kaçmak için ideal! Dapka’nın bir tipi, küçük metal halkalar, el yapımı kadifeden  dayanıklı ayakkabıları yapmak  yaklaşık 2 günü alıyor. Aaar diye adlandırdığımız  kanca şeklinde bir malzeme ise , derinin üzerinde nakış yapabilmek için kullanılıyor. En usta nakışçı, bunu bir makine gibi kullanır.

None Hafif yazlık ayakkabılar yapışkan kullanılmadan, sadece el dikişi  ile yapılıyor. Malzeme seçimindeki en büyük anahtar; hepsi dayanıklı kaynaklardan elde edilmiş olması. Balık derileri mükemmel bir keşiftir ve çok güzel doğal bir dokuya sahiptir. Dahiyane bir İzlanda fabrikası istediğimiz renge boyuyor deriyi. Geri dönüşümlü uçak tekerleklerinden de lastik tabanlar yapıyoruz. Ayrıca rafya kumaşını da elde dokuyarak cok hoş modeller yaratıyoruz.

Markanızdan çıkan en favori modeliniz nedir?
Ben ‘Queen Bee’yi seviyorum. Koleksiyona ilk bununla başladım ve klasik oldular. Diğer favorilerimse Emma Peel botları, APSU ve KIYU-T.

Hiç Türkiye’ye geldiniz mi? Eğer geldiyseniz, nerelere gittiniz? Geçirdiğiniz zamanda en çok neyi sevdiniz?
Evet, Türkiye’ye birkaç defa geldim ve sevdim. İstanbul belki de benim için en güzel şehirlerden biri. ‘Trendy’ İstanbul’un yanıbaşındaki  eski yapıyı, pazar yerlerini,  tarihi camileri sevdim. Ayrıca Orhan Pamuk’un da büyük hayranıyım. Benim anılarım, İstanbul’un hikayelerine karışıyor. Gerçeklik ve gizem bir arada! Bu arada güneye inip Kaş’a gittim. Orası da harika bir yer.

Tuana Zeynep Bilgin