Text Widget

Hello there, this is a custom widget area, you can add anything here or in mollis est fringilla non. Vestibulum et felis lacus. Curabitur sed.

Our Pages

Blog Categories

Lotus Arts de Vivre'den etkileyici tasarımlar

Adını kaotik sularda açan mucizevi çiçek Lotus'dan alan mücevher markası Lotus Arts de Vivre'in hikayesini Sri Von Bueren anlatıyor...

None 1980 yılında Tayland'lı bir ev hanımı olan Helen Von Bueren bu işe başlamış. Bize biraz ailenizden ve Lotus'un doğuşundan bahsedebilir misiniz?
Ailemiz kardeşim Nicki, ben, annemiz Helen ve babamız Rolf'ten oluşuyor. Babam Alman, annem ise yarı İngiliz yarı Tayland'lı. Biz kardeşimle okul için İskoçya'ya gittiğimizde annemin kendine bu işlerle uğraşmak için daha fazla vakti kaldı. Zaten ailem normalde seyahat etmeyi çok sever. Asya dahil tüm dünyada bir çok yeri gezdiler ve bu dönemlerde gittikleri yerlerden kumaş, antika, seramik topluyorlardı. Dolayısıyla bu işe ilk başlamaya karar verdiklerinde antika satıyorlardı ve aslında ellerinde yeteri kadar malzemeleri de vardı. Sonra zaman içinde özel koleksiyon ve takılar çalışmaya başlandı.

Lotus çiçeği Budizm’de çok önemli bir sembol. Ve firmanız da adını bu çiçekten alıyor. Sizin için bu çiçeğin önemi nedir? Neden bu çiçeği seçtiniz?
Bu aslında ailemin seçimi. Evet, bu çiçek Budizm’in önemli bir sembolü. Çünkü Lotus kirli sularda yetişen büyüleyici bir çiçek. Diğer bir açıdan bakarsak kaotik sularda açan mucizevi bu çiçek aslında hem Budizm’in hem de hayatın sembolü.

--video--2023-- --/video--

None Lotus Arts de Vivre'in hikayesi 30 yıl öncesine dayanıyor. Taylandlı bir ev hanımı olan Helen Von Bueren'in elinden çıkan birbirinden güzel mücevherler ve eserler Lotus'un temellerini oluşturuyor. Helen Von Bueren'in alışılagelmişin dışındaki tasarımları önce Tayland’da kendi çevresinde, ardından zamanla tüm dünyada büyük yankı uyandırdı. Lotus Arts de Vivre'in şimdilerde Tayland, Singapur ve Bali'de mağazaları bulunuyor. Japonya, Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere'de de temsil ediliyor. Önceleri mücevher tasarımlarıyla yola çıkan Lotus, tasarım alanını genişleterek, eşi benzeri olmayan geniş bir mücevher koleksiyonu, ev dekorasyon ürünleri, mobilya, halı, özel uçaklar için bavul tasarımları, satranç setleri, ayakkabılar ve eğlenceli objelerle de sanatını konuşturmaya devam ediyor. Küsav’ın davetlisi olarak İstanbul’a gelen son derece misafirperver ve sıcak Von Bueren Ailesi ile Four Seasons Oteli'nde bir araya geldik ve Lotus Arts de Vivre'in tanıtım çalışmalarında önemli görevler üstlenen büyük ağabey Sri Von Bueren ile samimi bir röportaj gerçekleştirdik.

None Kuruluş yeriniz Bangkok ve ilk mağazanızı Bangkok'da açtınız. Ama bildiğimiz kadarıyla Hindistan'da da mağazanız var. 2010 yılında 14 mağazanız bulunuyorken şu anki durumunuz ve yakın gelecek için planlarınız nelerdir?
Evet, ilk mağazamızı Bangkok'ta açtık. Dünya çok hızlı değişiyor ve pazar son dönemde Asya'ya kaydı. Ama sadece Asya'da bulunmak yeterli olmuyor. Aynı zamanda Avrupa'da ve Amerika'da da biliniyor olmalısınız. Bu sizi ülkenizde daha meşhur kılıyor. Sanıyorum bunun insan psikolojisiyle de alâkası var. Yerli bir markaysanız ve yurt dışında da biliniyorsanız, insanlar sizi merak ediyor. Diğer mağazalara gelince, tüm mağazalar bize ait değil aslında. Farklı farklı çalışma yöntemlerimiz var. Tayland'daki tüm Four Seasons Otelleri'nde bulunuyoruz ve bunların bir çoğu kendi mağazamız. Four Seasons Chiang Mai'de, Chiang Rai'de, Bangkok'da, Koh Samui'de hatta Tayland'da ilk açılan Amanpuri'de de. Bu çok ünlü otelden sanıyorum çok yakında İstanbul'da da açılacak. Ama burada sadece standımız bulunuyor. Ayrıca New York Bergdorf'da yine mağaza değil, ama çok özel mücevherlerin ve tasarımların bulunduğu sadece tasarımcılara ayrılmış bir katta da standımız bulunuyor. Yakın gelecek için planlarımız arasında öncelikle tekrar Hindistan'a yönelmek var çünkü bir süredir diğer pazarlara ağırlık verdik. Dolayısı ile şimdi tekrar Hindistan'a yöneliyoruz. Burdan sonra da Çin'e yöneleceğiz çünkü Çin de çok önemli bir pazar. Bu gibi ülkelerdeki hayat tarzları birbirlerine daha yakın. Gördüğüm kadarıyla Avrupa'da artık insanların bu tarz mücevherleri takıp davetlere katılacak zamanları ve bu ürünleri taşımaya cesaretleri de yok. Ama doğuya yaklaştıkça İstanbul’daki gibi oralarda da yaşam rahat... Her zaman katılabilinecek bir davet veya bir organizasyon bulunuyor. İnsanlar rahat giyinip süslenmeyi seviyorlar, muhteşem bir hayat tarzları var...

None