Text Widget

Hello there, this is a custom widget area, you can add anything here or in mollis est fringilla non. Vestibulum et felis lacus. Curabitur sed.

Our Pages

Blog Categories

Mücevher tutkunlarının değişmez adresi Hilat kuyumculuk

24 ayar mücevher tasarımı, antik tasarımların modern versiyonları dediğinizde ilk akla gelecek isim Hilat Elmastır...

None Çiçekler canlıdır bilirsiniz fakat bazıları vardır ki sahipleri tarafından duygu ve düşünceleri varmışçasına sevgiyle ve iletişim kurularak sulanır, budanır, yetiştirilir. Pek çok ürünüm benim dostlarım tarafından sanki bir canlıymışçasına sevilerek kullanılır, saklanır ve gözetilir. İnanın o ürünler diğerlerinden farklıdır. İlk üretildiği günden çok daha güzeldir, onlara kıyamam. Çocuklarımdan, ailemden bir farkları yoktur. Seyretmekten sıkılmam. Tabi ki o takıyı o eşsiz patinasına sahip olmasını sağlayan, sahibinin ürüne saygısı ve sevgisidir. Benim için gerçek moda budur işte. Modadan daha önemlisi ise bir kadının tarz sahibi olmasını severim. Otuz, kırk yıl önce ürettiğim bir takıyı üzerine takmadan dışarı çıkmayan fakat hakkını vererek taşıyan kadın gerçek modadır. Ve o kadın takip edilir her zaman. Tıpkı moda dergileri, moda editörleri ve yazarları gibi. Bir de kolay kolay trendleri takip etmem, çok zor beğenir ve severim. Sanırım bu seçiciliğim mesleğimde başarılı olmamı sağlayan bir diğer olgudur. Ve bu olgu sonuçta dostlarımla yaşadığım uzun süreç sonucu, karşılıklı etkileşimle gerçekleşmiştir. Yani, zevkin rafine olması olayı...

En çok taklidi yapılan tasarımcılardan birisiniz. Vitrininiz o yüzden mi genellikle boş.
Ben öyle değerlendirmiyorum aslında. Belki ilham kaynağı olmuşumdur saf altın kullandığım için. Belki de antik takı üzerine yoğunlaştığım için esinlenmiştir insanlar benden. İkisi de beni mutlu eder aslında. Sonuçta beni daha motive eder işime. Yalnız fikirlerim bana aittir. Onları kimse çalamaz. Taklit de kötü bir şey değildir aslında. Bütün büyük veya isimleri unutulmuş sanatçılar bu işe taklitle başlamıştır. Bütün hepsi hem de. Zanaat de böyledir. Ustana, kalfana veya yanında ki birazcık kıdemli çırağına bakarak yaparsın aldığın işi. Ben biraz aceleciydim esasında. 17 yaşında bir atölye ve ustalar bana bırakılmıştı. O atölyeyi idare etmeye ve işlerimi bir arada götürmeye çalışıyordum. Ve sanırım bu hep böyle oldu, öncülük her kese kısmet olacak bir yetenek değildir. Allah tarafından şanslıyımdım herhalde. Fakat çok çalıştım ve üzerine koymaya gayret ettim. Biliyorsunuz yeteneğin de disiplinli olması gerekir. O yüzden benden esinlenen arkadaşlara fazla kopya vermek de onları tembelliğe itecektir. Belki de bu yüzden vitrinlerime kendi takılarımı değil dekoratif objeler koyuyorum. Hepsinin yeteneklerini özgün bir alanda değerlendirmesini ve geliştirmesini istiyorum. Belki çok daha başarılı olacakları alanlar keşfedeceklerdir. Çok çalışmadan, rahmete eremezsiniz. Ben acizane onlara çok araştırmayı ve başarılı olup, öncülük etmelerini ve de bu güzel ülkemize katma değer kazandırmalarını istiyorum...

None 1971 yılından beri antik mücevhere de yöneldiniz. Bundan bahseder misiniz?
Esasında daha önce de başka ünlü kuyumcular içinde takılar tasarlıyordum. 1971 yılında iki arkadaşımla birlikte ilk dükkanımı açtım. Ustam Sabahhattin Bey’in kardeşi, benim can dostum ve çok yetenekli arkadaşım Ahmet Konakçı, bir diğer çok yetenekli arkadaşım Musa Işık. İkisinin de haklarını ne yapsam ödeyemem. İkisi de çok sevdiğim ve ikiside benim gibi işlerine aşık insanlardır. Çok amatörce başladığımız bu yolda ki ilk çalışma arkadaşlarımdır. Birlikte saatlerce beyin fırtınası yapar ve en sonunda çok farklı eserler ürettirdik. O zamanın ilerisinde şu gün bile kimsenin düşünemediği, şu zaman da bile satılabileceğine inanılmayan ürünlerdi. Bir kısmı mağazamda satılmayan ürünlerin arasında büyük bir saygı ile sergilenmektedir. Sevgili arkadaşım Ahmet Konakçı'dan sonra yirmi beş yıldır onun oğlu Mustafa Konakçı ile aynı amatörce sevgi ile çalışıyorum. İlk başladığım zamanlardan, bugüne kadar da benim en iyi destekçim ve dostlarım hatta ilk diyebilirim. Sayın Çiğdem Simavi ve Rahmi Koç'tur. Kendilerinin benim üzerimde çok hakları vardır. O yıllarda ki açtığım küçücük dükkanımı ilk onlar keşfetmişlerdi.

Ufkumu çok daha uzaklara taşımışlar ve geliştirmişlerdir. Ve bugün de geliştirmeye devam etmektedirler. Benim doğru yolda olduğumu bilmemden çok sanat aşığı olan bu kişilerin bugün bile yanımda olmaları ve desteklerini esirgememeleri tamamıyla bu işe yönelmemde çok büyük katkı sağlamıştır. Tabi ki aileleri ve yakın çevresi ile kurduğumuz güzel ilişkiler, saatlerce yaptığımız sohbetler pek çok konuda feyz almamı sağlamıştır. Esasında sorunuzun cevabı dostlarım demek isterim. Fransızların meşhur bir atasözü vardır :" İyi dostluklar, iyi alışverişlerle başlar".

None Tasarımlarınız da mümkün olduğunca teknoloji kullanmıyor elde yapıyorsunuz. Bunun zorlukları neler?
En büyük zorluk zaman. Çünkü tamamen teknoloji kullanmadan elde yaptığımız için mükemmelliğe ulaşmak çok fazla zaman alıyor, Bir örnek verecek olursam üzerinde 6.000 mikro altın topların (Granüller) olduğu bir kolyenin üretimi altı ayı bulmuştu. Fakat sonunda kolyeyi seyretmenin keyfine diyecek yoktu. Bazen de tekrar tekrar daha mükemmele ulaşmak için bozup yeniden yaptığımız ürünler oluyor. Bilgisayarlı üretim teknikleri veya endüstriyel mücevhercilik pek çok açıdan daha ekonomik ve kısa zamanda biten ürünler demektir. Ancak zorluğun bir şekilde ilkel disiplinler içinde aşılmasının verdiği keyfi hiç bir teknoloji sağlayamaz. Sakın teknolojiye karşı olduğum anlaşılmasın. Günlük hayatımda severek kullanıyorum. Gazetemi bile tablet bilgisayarımdan okur, siparişlerimi ve tasarımlarımı dijital olarak kaydederim. Yalnızca takılarımda kullanmam. El ustalığını yakalayacak hassasiyette makineler yapılırsa belki kullanmayı bile düşünebilirim. Gerçi ruhunu da katabilmeli, yani yapay zekası ve yapay yeteneği olan makineler üretilirse. Bugünler de çok tartışılan ütopik bir konu ama neden olmasın. Belki ilerde fakat şu an el ustalığının keyfini çıkarıyoruz. Aslında bana ve ustalarıma hiç zor gelmiyor diyebilirim. En zor tarafı zaman olarak kısıtlanmak. Acele ve çabuk üretim talep edilirse bundan pek keyif almıyoruz. Bazen çok uzun sürede ve tekrar tekrar ürettiğimiz bir üründen ayrılmaya kıyamıyoruz. Kavuşamayan iki sevgili gibi, kırık bir aşk hikayesi gibi resmine bakıp özlem duyuyoruz. Aynı ürünün bir ikincisi olsa bile o ilk aşkın yerini hiç bir zaman doldurmuyor. Eee, ne derler "En büyük tembellik, sevdiğin işi yapmaktır". Bırakın zorluğu biz genelde çalışmıyormuşuz gibi hissediyoruz.

Biz de amaç bir çeşit Yunus Emre ile Şeyhi Taptuk Emre ilişkisi. Yunus kırk yıl bir göz odada yaşayarak ve ormandan ağaç keserek eğitimini tamamlıyor. Şeyhi en sonunda Yunus'a "Kırk yıldır ormandan ağaç kesip, dergaha getiriyorsun. Ormanda hiç yamuk ağaç yok mu?" diye sorar. Yunus ise "Senin olduğun dergahın kapısından yamuk bir dal parçası giremez" der. Bu iki evrensel insanın arasındaki diyalog ve Yunus'un kırk yıllık olgunlaşma süreci yani çilesi, iş ahlakımızın temel prsensiplerinden biridir. Yalnızca ticareti düşünüp, sadece kar etmek için takı üretilmez bizde. Ayrıca uygun olmayan siparişte alınmaz. Yirmi yıl veya iki yüz yıl sonrasında da ürettiğimiz takılar Hilat logosu taşıyacağından, çok daha ileri bir boyutta, zaman ve zanaat çerçevesi düşünülerek şekillenir. Zaten benden sonrakilere benim bırakacağım en güzel iş ahlakım ve tertemiz ismimdir. Altını mücevherin olsak olsak bekçisi oluruz.

Tuana Zeynep Bilgin







None  Eğer mücevher tutkunuysanız mutlaka Kapalıçarşı’da Hilat Elmas’ın dükkânını biliyorsunuz. Hilat Bey bembeyaz saçı ve sakalı, kendine has ses tonu ve konuşma biçimi ile sizi her zaman kapıda gülerek karşılar... O kadar kendine has biridir ki bu özelliği yarattığı mücevherlerde de çok net olarak görülür. Hilat Bey’le sanat tasarımları ile ilgili sımsıcak bir söyleşi yaptık

12 yaşında mesleğe Sabahattin Konakçı’nın yanında başladınız. Ancak daha sonra arkeoloji eğitimi aldınız? Sizi bu yola sokan neydi?
Evet, ben çok şanslıydım. Ustam Sabahattin Bey, kuşaklardır kuyumculuk yapmış köklü bir ailenin oğluydu. O yaşımda onun takı ve mücevher bilgilsinden etkilenip, bu mesleğe motive oldum. Kendisi devamlı kitaplara gömülüp araştırmalar yapardı. Eski ve modern mücevher sanatlarını araştırırdı. Bu meslek hakkında ilk bilgilerimi ondan aldım. Onun teşviği ile bende arkeoloji eğitimi aldım. Zamanla antik dönemdeki tasarımcılarının ne kadar yaratıcı ve yetenekli olduklarını keşfettim. Zaman içinde yaptığım araştırmalar ve gördüğüm muhteşem tasarlanmış antik mücevherlere ve de bu takılara karşı duyduğum hayranlık, beni bu mesleğe karşı konulamaz bir heyecanla sarılmamı sağladı.

Neden 24 ayar saf altın. Çok özgün ancak çok da zor bir uygulama. Her parça tek tek elde yapılıyor? Bu kadar meşakkatli bir yolu, altın cinsini neden seçtiniz?
24 ayar saf altının zamanla okside olarak kendine özgün aldığı rengi yani Patinas’ı ve dokusu, kendine has ilkelliği, gelenekselliği tamamen el işçiliği ile yapılıyor olması bu altın cinsini seçmemde ki en büyük etken. Biraz da zoru seviyor olmamdan da kaynaklanıyor. Bu yüzden bu zor yolu ve muhteşem bir rengi olan saf altını seçtim. Firmamı ve ekibimi hep bu yolda eğittim ve destekledim. Ben ve ekibimle birlikte o dönem isimsiz fakat yetenekli tasarımcılara ve bizden sonra veya kuşaklar sonra takılarım gerçek yerlerini bularak, diğerleri gibi solmadan, pırıl pırıl yaşamaya devam edecektir. Saf altını seçmemin ve onunla ilişkimin en derin boyutu da budur.

Siz tasarlarken çok uğraşıyorsunuz. Acaba alıcı sizin tasarımlarınızı takarken aynı derecede duyarlılık gösteriyor mu? Kadınlar neye göre mücevher seçiyor. Mücevherde moda var mı varsa nedir?
Kültürün sözlük anlamlarından biri, "Bir topluluğun düşünce ve sanat eserlerinin bütünü", bir diğeri ise "Değerlendirme, zevk ve eleştirme yeteneklerinin zaman içinde gelişime uğramış biçimi" dir. Bir çeşit kültür mücevheri ürettiğimizden, benim sadık dostlarımdan ve bir ömür boyu onlarla yaşadığımız etkileşimden dolayı, şimdiye kadar hiçbir hayal kırıklığı yaşamadım. Bizim zevkimiz ve beğenimiz birlikte rafine olup şekillendi. Her zaman bu konularda paralel düşünmüşüzdür. Esasında aramızdaki telepati yeteneğimiz bile inanılmaz bir uyum içindedir. Genelde mücevherlerimi kendi zevkime göre tasarlayıp, dostlarım için üretirim. Çok az yanılmışımdır, genelde kendisine gıyabında yakıştırdığım bir takıyı, o kişi haberi bile olmadan geldiğinde beğenerek almış ve severek kullanmıştır. Ürettiğimiz takıları bazen evdeki çiçeklere benzetirim.