Seyahat       Şehirler
Yazı Tarihi: 22.09.2015
Bembeyaz sonsuz kumsallar, masmavi bir deniz, palmiyeler İşte... yeryüzü cenneti Mauritius adası

Yeryüzünde cennet dediğinizde aklınıza ne gelir?.. Benim için sonsuz bembeyaz kumsallar, denize uzanan palmiyeler ve dibi gözüken bir deniz sanırım cennetin yeryüzünde ki tarifi olsa gerek…İşte benim son seyahatim de böylesi cennet bir adaya oldu…

 Mauritius yani türkçe adıyla Moris adası, Hint Okyanusunda Afrika kıtasının yaklaşık 2400 km güney doğusunda, Madagascar’ın hemen üzerinde yer alan bir tropik ada. 1865 km2 lik yüzölçümü olan bu volkanik adada iki ana mevsim yaşanmakta..Yaz ve kış..

Bu güzel ada sırası ile Arapların, Portekizlilerin, Hollandalıların, Fransızların en sonunda da İngilizlerin sömürgesine girmiş ancak 1968 yılında bağımzılığını ilan etmişler. Cumhuriyete geçmeleri ile ancak 1992 yılına denk geliyor..

Resmi dilleri Mauritius Creole’u… Öncelikle Creole kime deniyor? Portekizcede ki Crioulo kelimesinden gelen Creole un anlamı yetişen, büyüyen demekmiş yani Creole halkı adada doğup, büyüyen ağırlıklı olarak Hollandalı ve Fransızların oluşturduğu halkmış…Mauritius Creole dili de fransızcayı andıra bir dil. Creole adanın resmi dili olsa da neredeyse herkes fransızca ve/veya ingilizce de konşuyor. Nufusun %57 si hindu olan adada %27 hırıstiyan, %17 müslüman, %3 ise çinlilerden oluşmakta..

Mauritius yüzmek ve su sporları için oldukça güvenli bir ada zira adanın birkaç kilometre açığında neredeyse tüm adayı çevreleyen mercan kayaları adanın plajlarını köpek balıkları ve tsunami gibi doğanın tehlikelerinden koruyor.…Adanın önemli plajları arasında Palmax sanırım en güzeli…Tamamen cam gibi bir suya sahip bu plaj yerli halkın da öncelikli tercihi.. Bunun dışında Blue Bay, Flic en Flac, Le Souffleur ve falezlerden oluşan Gris Gris de farklı hoş adreslerden bazıları..

Adanın sembolü olan Dodo kuşu ile ilgili birçok farklı hikaye mevcut ancak tek emin olunan adanın en eski yerlisi olması... Adada yaşadığı ilk senelerde 7 kilo civarı olan bu kuş, seneler içinde oldukça ağırlaşarak 17-20 kilo civarına ulaşmış, bu yüzden de uçma yetisini yitirmiş…Potekizliler,Hollandalılar, Fransızlar derken senede tek yumurtadan tek yavru yapan Dodo kuşu, eti için avlandığından bir sure sonra tükenmiş. Artık adanın sembolu bu kuşun sadece heykelleri ve temsili resimleri var çevrede. Gagası ile bir hindistan cevizini kıracak kadar kuvvetli olan bu kuş, malesef insanlara karşı kendini ve neslini koruyamamış. Işin açısı da sadece boynunda çok küçük bir alan insanların ağız tadına uygunmuş; Dodo kuşunun etinin sertliğinden dolayı adada o dönem yaşayan hayvanlara yem olarak kullanarak soyunu tüketilmiş.

 

Mauritius’da benim en çok etkilendiğim konu etnik kökenleri gerek Fransız, gerek Hint, gerek İngiliz gerekse Çinli nereden olursa olsun herkesin Mauritiuslu olması…Halka nerelisin diye sorduğunuzda gururla Mauritiusluyum diye cevap veriyorlar. İsrarla sorduğunuz da da kerhen etnik kökenlerini söylüyorlar..Ne yalan söyleyeyim bu kadar kaos yaşanan ülkemi düşününce bunu oldukça kıskandım..

 

Adanın eskiden en büyük gelir kaynağı şeker kamışından şeker üretimi imiş.Ne var ki dünyada rafine şekerin üretiminin daha ucuz olmasından  dolayı pahalı bulunan  şeker kamışları artık şeker üretiminden çok  adanın elektrik enerjisini sağlamakda kullanılıyor. Malesef oldukça meşakkatli bir iş olan şeker kamışı toplama işinde gençler çalışmak istemediğinden üretim oldukça düşmeye başlamış. Bugün 500-600 bin ton şeker kamışı üretiliyor adada. Ayrıca kahve de adada ki ikinici önemli üretime sahip. Ne var ki senede üretilen 15 ton kahve ada halkına pek yetermiyor , bu yüzden dışardan kahve alımı yapılıyor. Gençler daha çok bürolarda çalışmayı istiyorlar, o yüzdende hükümet adada yeni iş kolları yaratmayı hedefliyor. Son bir kaç senedir adada inşaat sektörü oldukça önem kazanmış.. Yakında orada da toki inşaatları görmeye başlarmıyız dersiniz? 

Mauritiuslular ve yerel yönetim çevrecilik konusunda oldukça duyarlılar. Amaçları dünyada çevreciliğe önem veren ve çevreyi koruyan ülkelerin en başında yer alabilmek.

 

port Louis

Mauritius kültürünü iyi anlayabilmeniz için adanın baş kenti Port Louis’e gitmenizi tavsiye ederim..Port Louis, Afrika kıtasında Johennesburg’dan sonra ki ikinci önemli liman desek çok da yalnış olmaz. Burada ki Blue Penny Muzesi ve dükkanların bulunduğu alanı gezebileceğiniz gibi biraz daha içerde yerel halkın alışveriş yaptığı pazaryerini gezmenizi önereceğim.

 

Port Louis

Grand Bassin

Grand Bassin

Grand Bassin gölü de adada ziyaret edebileceğiniz bir başka mekan.Deniz seviyesinden 500 m yüksekte yer alan göl inanışa göre Hindu tanrısı Shiva ve karısı Parvati’nin Ganj nehrinden taşıdıkları suyun dökülen damlalarından oluşmuş.Hintlilerce kutsal sayılan bu göle hacı olmak isteyenler cıplak ayakla yürüyerek geliyorlar.Şubat ve Mart aylarında denk gelirseniz burada üç gün süren Maha Sivaratri festivalini kaçırmamanızı öneririm.

 

Chamarel Şelalesi

Mauritius’da ziyaret edebileceğiniz diğer adreslerden biri ise Chamarel şelalesi. 80 m yükseklikten dökülen Chamarel şelalesi oldukça dinlendirici bir görüntüye sahip. Bunun dışında seven coulered earth/ 7 renkli toprak da gerçekten görülmesi gereken turistlik yerler listesinde yer alan bir mekan. Toprağın dokusu ve renk harmonisi insanı oldukça etkiliyor.. Adanın batısında ki bu bölgeyi ziyaret edecekseniz öncesinde Black Rivera gidebilir ve kiralayacağınız bir tekne ile biraz açılarak yunuslarla yüzebilir ya da mercan kayalıkları arasında snorkel yapabilirsiniz.

Hayvanlar meraklı iseniz adada aslanlarla yürüyebileceğiniz ya da arazi araçları ile aralarında gezebileceğiniz bir park da mevcut. Casela Nature Park bu iş için oldukça elverişli bir adres.

Adada nefes kesen bir başka doğa harikası da denizaltı şelalesi…Dünyada çok nadir olan bu ilüzyon bu adada da mevcut. Gerçekten görülmesi gereken, nefes kesen bir doğa olayı…

Adada gezebileceğiniz mekanlardan bir başkası da Pamplemousse/greyfurt bahçesi.. Burayı gezmek için en ideal aylar eylül ve ekim ayları..Zira bu aylarda adanın geneline hakim frangipane ağaçları da çiçek açacağından gezerken yaşayacağınız görsel ve kokusal doyum bir başka keyif olacak. 18.yüzyılda buraya hollandalılar tarafından getirilen greyfurtlar bahçein ilk oluşumunda başlangıç olsa da bugün bu bahçede binlerce farklı ağaç ve çiçek mevcut, çok özel bir palmiye cinsi olan ve 60 senede bir kez ciçek açan ve daha sonrada ölen Palier cinsine de burada rastlayabilirsiniz.

Buranın biraz daha kuzeyinde yer alan Grand Baie dükkanları ve ada da pek de olmayan gece hayatı ile oldukça öne çıkıyor…Adada ki yerli halk oldukça erken yatıyor..Eskiden kalma bir alışkanlık sanırım.. Sabah 4 gibi şeker kamışı toplamaya kalkmaktan edinilen bir alışkanlık.. Zaten sokaklarda gece elektrik bile yok, oldukça karanlık..Bunu düşünürseniz adada gece hayatının sadece bir bölge de toplanmasına pek de şaşamamak lazım. Banana, OMG, L’enfant Terrible , İnsomnia, ve daha yerel müzikler için Star Dance oldukça gözde… Genelde turistlerin ve genç yerli halkın gittiği klüpler bunlar

Adanın yerel müziği sega adlı bir müzik türü. Desiree Francois ve Alain Ramanium en popular sega şarkıcıları..Bu şarkılarla yaptıkları özgün bir dansları da var.

Bu cennet adaya gitmeyi planlıyorsanız kıs ayları temmuz ekim arasında , yaz aylarının da ekim ve mayıs arasında olduğunu untmayın. Aralık ayı ile nisan arasında bazen tropical cyclonlar adaya uğruyor.. Yaz aylarında nem oranın adanın kimi bölgelerinde oldukça yüksek olabiliyor..

Adada bu kadar farklı kültürler olduğundan farklı bayramlar ve festivaller keyifle beraberce kutlanıyor..Örneğin Ocak ayında ateş üzerinde yürünen Teemeedee festivali; Şubat ayında Shiva için kutlanan iki önemli bayram ve Çin yeni yılı ilkbahara girişi kutlanıyor; Mart ayında Hintlilerin rengarenk festivali Holi bu adada da tüm renkleri ile kutlanan başka bir festival.Nisan ayında Easter; kasımda Divali bayramı; 24 Aralık ta Noel kutlandığı gibi müslümanların ramazan ve kurban bayramları da kutlanan bayramlardan diğerleri.

Constance le Prince Maurice Hotel

Constance BelleMare plage hotel ve benim kaldığım villa odam:)

Mauritius adasında ben cennet gibi iki farklı otelde konakladım. İlki Constance Le Prince Maurice idi. 64 suit, 12 aile suiti ve 12 villadan oluşan bu oldukça sessiz ve romantik otelde şımartıldıkça şımartılıyorsunuz…Yemekler, sessizlik,doğa, deniz herşey birbirini tamamlıyor. Güzellik ve bakım da burada çok iyi. Özellikle pedikür duayeni NewYork,Paris ve Mauritius’da bulabileceğiniz Brice Nickham’in spa içinde ki bakımlarını oraya giderseniz kaçırmamanızı öneririm. İkinci otel Constance Belle Mare Plage ise aileniz hatta küçük çocuğunuzla dahi keyifle vakit geçireceğiniz bir destinasyon. Küçük çocuklar, tüm gün coçuk eğlence alanında hem yaşıtları ile oynuyor, hem de öğretici aktivitelere katılabiliyorlar. Bu otel diğerine göre daha büyük. Otelin özellikle golf sahaları dünya çapında. Her sene aralık ayında düzenlenen dünya golf turnuvası finaline de ev sahipliği yapan otel, gerçekten kendinizi ve ailenizi şımartabileceğiniz bir mekan. Mauritius da genellikle otellerden pek fazla çıkmadan tatili yaşıyorsunuz yani diğer tatil yerlerinde ki gibi yemek için veya farklı sebeplerle otelden pek çıkılmıyor.Hotel Belle Mare Plage ‘ın içinde birbirinden çok farklı tam sekiz restaurantı var. Hepsi de gerçekten farklı ve özgün menülere sahip,ve oldukça da lezzetliler.

Bu arada Mauritius mutfağına da değinmeden geçmeyeyim. Oldukça karışık kültürlerin olduğu adada yemek debu kültürlerin bir harmonisi..Her kültürün birşeyler eklediği Creole mutfağı oldukça baharatlı bir mutfak .Biraz hint, biraz çin biraz avrupa mutfağını harmanlayın…İşte creole mutfağı. Adada benim çok severek yediğim palmiye kalbi salatası neredeyse heryerde var. Bir cins palmiyenin beş yaşına geldiğinde çıkarılarak yapılan bu salata yerli halk için malesef ucuz bir yemek değil. Curry de Poulet, Briani, kebap, Roti farata Creole mutfağanın ilk akla gelen yemekleri..İçecek olarak da en tipik içecek sütle yapılan Allouda oldukça özgün.

Mauritius’da ille de otelin dışında yemek yiyeceğim diyorsanız size önereceğim birkaç yer yok değil tabii ki..La Case Creole, Resto Chine, Escale Creole, Chez Tino, Les Café des Arts size tavsiye edeceğim en keyifli adresler. Bir de eğer öğlen farklı bir şey yapmak isterseniz Varange Sur le Morne inanılmaz dağ manzarası ile oldukça güzel bir yer..

 

Nedense Mauritiusa gidene dek bu tür adaların sadece balayı için olduğunu düşünürdüm ancak bu ada herkese, her tarz insana uyacak aktivitelerin de olduğu bir yer.

Constance Belle Mare Plage hotel'in dünyaca ünlü golf sahaları

Dinlenmek, kendi kendinize kalmak hatta kilo vermek isterseniz bu da mümkün..Constance Le Petit Maurice’de bu konuda özel bir diyetisyen önderliğinde menu hazırlanıyor. Cocuklarınızla ailece keyif yapmak istiyorsanız herkesin yapacağı birşey bulacağı aktiviteler ile bu da mümkün ya da tamamen spor ağırlıklı bir tatil istiyorsanız bu da ..Anlayacağınız bu ada için cennet demek te pek de haksız değilim.

 

En çok okunan yazılar
QR Code
E-Bülten
Duyurularımızdan haberdar olmak için mail listeme üye olabilirsiniz.
Instagram
Hakkımızda Haberler
Twitter