Yazı Tarihi: 22.01.2017
Öldüm de cennete mi düştüm dedirtecek bir ülke..Seyşeller

 Seyşel adaları deyince aklınıza dünyanın en egzotik adaları geliyor eminim, çok da haklısınız.. Bu adalardan oluşan ülke tam bir egzotik cennet, Hani öldüm de cennete mi geldim dedirtecek cinsten bir yer...

Efsanlere ne kadar inanırsınız bilemem, ancak bu güzel ülke ve adaları ile ilgili birçok hikaye mevcut. İlki bir kıtanın, nedeni bilinmeyen bir şekilde hint okyanusunun dibine çökmesi ile ilgili; bir diğeri Tamillerin müthiş medeniyeti olan Kumari Kandam medeniyetinin bir selle yok olup kalan adaların üzerine kurulan ülke olduğuna inanılıyor.Ancak benim en sevdiğim 1864 ylıında İngiliz zoologist Philip Sclater’ın iddia ettiği Madagascar adası ve Hindistan arasında yer alan bir bağlantının sulara gömülerek adaların oluşması. Scalter’ın inancına göre halen hiçbir medeniyetin sahip olamadığı anlayış, refah ve mükemmel insanların oluşturduğu efsanevi Lemuria’nın da burada olduğu şeklinde. Bu cennet adaları görünce Lemuria’lıların medeniyet seviyesine şaşmamak lazım, zira hergün gözünüzü cennette açarsanız sanırım siz de mükemmel insanlar olursunuz.

 

Hint Okyanusunda konumlanmış bu adalar ülkesi ilk kez 1500lü yıllarda portekizliler tarafından keşfedilmiş,daha sonra Fransız ve İngiliz işgaline uğrayan adalar topluluğu 1976 yılında özgürlüğüne kavuşmuş. Hint okyanusunda ki diğer adalar gibi Creole kültürü yani afrika ve hint etkisi adada hissedilmekte. İşgal eden ülkeler, bu adaları uzaklığından dolayı daha çok ceza yada karantina için kullandığından adalar hala bakir kalabilmişler.

Toplam yaklaşık yüzonbeş granit ve mercan adasından oluşan Seyşeller de en yoğun yaşam üç adada konumlanmış. Doksanbin nufuslu ülkenin başkenti Victoria’nın da bulunduğu Mahe adasının büyüklüğü142 km kare. Mahe, Praslin, La Digue, Silhouette ve Aldabrad ülkenin en büyük adalarından… Diğer adalar resortların işgalinde desek pek de yalan söylemiş olmayız.

 

Şeyşeller uluslarası jetset’inin, Hollywood yıldızlarının seyhat listesinin ilk sıralarında yer alan bir lokasyon olduğundan buralarda ünlülerle karşılaşmanız da oldukça büyük olasılık. Ben adada kaldığımız beş gün boyunca oldukça fazla Türk görerek şaşırdığımı da ifade etmeliyim, Dürüstçe Seyşellerin Türkler arasında da bu kadar popüler olduğunun farkında pek değildim.

Ülkenin birçok küçük adasında muhteşem özel malikaneler de mevcut mesela Branjelina çiftiinin de böyle bir adası var. Hoş şimdi boşanma aşamasında olan çiftin bu cennette ki evi bakalım kime kalacak? Birçok ada doğanın korunması amaçlı olduğu gibi korunuyor, kesinlikle yapılaşmaya izin verilmiyor..Seyşeller doğanın korunması konusunda oldukça duyarlı bir ülke, burada doğaya aykırı neredeyse hiçbirşey yapmak mümkün değil desem yanlış söylememiş olurum. Keşke her ülke doğa konusunda bu minicik ülke kadar hassas olabilse.!!

 

Qatar Airways ile Doha aktarmalı uçtuğumuz adaya varır varmaz nasıl bir cennete indiğimizi hissetmemek imkansızdı. Oldukça basit Mahe adasında ki havalanından direk Praslin adasında ki Lemuria constance hotel ve resort’ta kapıda çalan gongla adım attığımız anda cenneti içime sindirmek için elimden geleni yapmaya karar verdim. Oteli tarif etmeye nerden başlasam acaba? Denizi, plajarı, golf sahaları, tüm deniz üstü ve altı aktiviteleri ,lokantaları ile dışarı çıkmadan yaşamanız mümkün.orada yaşadığım dinginlik ülkemde ki sorunlardan yorulan beden ve kafamı o kadar rahatlattı ki.Ancak bu kadar huzur varken neden bu kadar huzursuz yaşadığımızı da kendime çok sorguladım malesef?

 

Bir gün ferryboatla sadece 20 dakikada gittiğimiz La Digue adasının dünyaca ünlü Anse Source ve Anse D’argent plajlarında yüzerek keyfimize keyif kattık.Hani o broşürlerde yada iç çektiğimiz film karelerinin içinde birebir yer almış olduk böylece.La Digue adası küçüklüğünün yanı sıra bence en şirin adalardan biri de. Doğayla bu kadar iç içe olmak insana o kadar iyi geliyor ki…Dev kaplumbağaları beslemek; birbirinden güzel balıkları dalmadan snorkella bile görmek hatta dokunabilmek, bembeyaz kumsallarda yürümek ve bol bol denize girmek şifa değilde nedir sizce?

 

 

Adanın ana geçim kaynağı cocounut yani hindistan cevizi. Cocounut’tan neler yapabiliceklerini duyunca insan şaşırıyor.. Yiyip, içmek dışında hayvan yeminden, süpürgeye; muma aklınıza gelebilecek birçok şey dede cocounuttan faydalanıyorlar.Adada yetişen coco de mer adı verilen 18-20 kilo ağırlığında ki adanın da sembolü haline gelen hindistan cevizini eğer yurt dışına çıkarmak isterseniz ciddi bir vergi ödemeniz gerekiyor. Bunun dışında vanilya, muz, tatlı patates de adada üretilen diğer ürünlerden. Her ne kadarda adanın en büyük geliri turizmden elde ediliyorsa da Seychelloislar bu konudada oldukça seçiçiler.Kesinlikle ucuz turistin gelmesini istemeyen ada sakinleri ve hükümet bunun içinde belli bir kota koymuş.Vizenin gerekmediği ülkede girişinizde dönüş biletiniz ve otel rezervasyonlarınız büyük bir tititzlikle inceleniyor aksi takdirde geri çevriliyorsunuz.

Aralık ayında yazdan kalan cennet günler yaşadığım Seyşellere geri gitmek için can atıyorum.

En çok okunan yazılar
QR Code
E-Bülten
Duyurularımızdan haberdar olmak için mail listeme üye olabilirsiniz.
Instagram
Hakkımızda Haberler
Twitter